YGS-LYS-KPSS TARİH DERS NOTLARI VE SORULARI
   
 
  Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi
KURTULUŞ  SAVAŞI

KUVA-YI MİLLİYE HAREKETİ
Düşman işgalleri karşısında yurdun çeşitli yörelerinde ortaya çıkan milli direniş teşkilatlarına Kuvayı Milliye denir. İlk direnişler, Güney Cephesinde Fransızlara karşı başlamıştır.
Kuva-yı Milliye düzenli askeri birlikler değildi. Vatanın kurtuluşu için eli silah tutan, her türlü olumsuzluğa rağmen mücadele etmeyi amaç edinen subay ve aydınların oluşturduğu bölgesel kuvvetlerdi. Masrafları halk tarafından karşılanıyordu.
İzmir’in işgali Kuva-yı Milliye’nin güçlenmesine neden olmuştur. Türk Milleti bağımsızlığını kazanmak için silaha sarılmış, bölgesel direniş cepheleri oluşturmuşlardır.
Bütün Kuva-yı Milliye dernekleri Sivas Kongresinde birleştirilmiş, düzenli ordunun kurulmasıyla da Kuva-yı Milliye sona ermiştir. Fakat Kuva-yı Milliye ruhu Kurtuluş savaşının sonuna kadar devam etmiştir.
Kuva-yı Milliyenin Türk Kurtuluş savaşında en önemli rolü ise düzenli ordu kuruluncaya kadar geçen sürede düşmanı oyalamasıdır.

    Kuva-yı Milliye’nin Amaç ve Faydaları:
  1. Türk Milleti’nin düşman saldırılarına boyun eğmeyeceğini, başlatılan direnişin basit bir hareket olmayıp, özgürlük ve bağımsızlık için, Türk halkının yurdunu savunma karar ve azminde olduğunu dünya kamuoyuna ispatlamışlardır.
  2. Bölgesel kurtuluşu amaçlamışlardır.
  3. Milliyetçilik duygusu ile kurulmuşlar ve milli bilincin uyanmasında önemli roller oynamışlardır.
  4. İşgalci kuvvetlerin işgalini engelleyerek, bu kuvvetleri kayıplara uğratarak, içerilere doğru ilerlemelerini yavaşlatmışlardır.
  5. Rum çetelerinin saldırılarına karşı Türk köy ve kasabalarını korumuşlardır.
  6. Milli mücadeleye karşı çıkan ayaklanmaları bastırmışlardır.
  7. Düzenli ordunun kurulmasına zaman kazandırmışlardır.
MUSTAFA KEMAL’İN SAMSUN’A ÇIKIŞI VE MİLLİ BİLİNCİN UYANDIRILMASI

Mustafa Kemal, Mondros Ateşkes Anlaşmasının imzalandığı yıllarda Suriye’de Yıldırım Orduları Komutanıydı. İşgaller başlayınca İstanbul’a çağrıldı. Mustafa Kemal İstanbul’da bulunduğu sırada durumu değerlendirmek amacıyla yakın silah arkadaşlarıyla sık sık görüşüyordu. Bunun sonucunda yapılacak iş milletin içine girip onun gücünü harekete geçirmekti.
Bu sırada Samsun ve çevresinde bulunan Pontosçu Rum çetelerin Türklere karşı saldırıları artmıştı. İngilizler olayların önlenmesini aksi takdirde Samsun’u işgal edeceklerini bildirdiler. Bunun üzerine Mustafa Kemal 9.Ordu Müfettişliğine atandı. Padişah tarafından verilen göreve göre vazifesi Samsun ve çevresinde güvenliği sağlamaktı.
Mustafa Kemal 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan Bandırma Vapuru ile hareket etti. 19 Mayıs 1919’da da Samsun’a çıkmıştır. Mustafa Kemal Samsun’a çıktığı an Türk Kurtuluş Savaşını başlattı.
Mustafa Kemal Samsun’da bulunduğu sırada ordu komutanlarıyla haberleşmeye çalıştı. Burada görevini tamamladıktan sonra Havza’ya geçti (25 Mayıs 1919). Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu halkını işgallere karşı uyararak, bilinçli hale getirmek, tepki göstermesini ve harekete geçmesini sağlamak üzere Havza Genelgesi’ni yayınladı (28 Mayıs 1919).
     Bu genelgede şu hükümler yer almıştır;
  • Büyük ve heyecanlı mitinglerle işgallerin protesto edilmesi
  • Bu gösteriler sırasında düzenin korunmasına dikkat edilmesi ve Hıristiyan halka karşı saldırı ve düşmanlık yapılmamasına önem verilmesi
  • Büyük devletlerin temsilcilerine ve İstanbul Hükümeti’ne uyarı telgraflarının çekilmesi belirtilmiştir.
Havza Genelgesi’nin Önemi:
  1. Milli Mücadele’nin ilk genelgesidir.
  2.  Ferdi bilinçten ulusal bilince ulaşılması amaçlanmıştır.
  3. Genelge amacına ulaşmış ve ülkenin her yerinde gösteriler yapılmıştır.
  4. İtilaf devletlerinin şikâyeti üzerine Mustafa Kemal İstanbul’a çağrılmıştır(8 Haziran 1919).
  5. Mondros Ateşkes Antlaşmasına ilk kez açıkça karşı çıkılmıştır.
Not: Havza Genelgesi’nin yayınlanmasındaki temel amaç; protesto gösterileriyle halkın kaynaşması sağlayıp, milli birlik ve beraberlik içinde işgallere karşı direnişe geçmesini sağlamaktır.
 
AMASYA GENELGESİ (22 HAZİRAN 1919)

Mustafa Kemal Havza’daki çalışmalarını tamamladıktan sonra Amasya’ya geçti. Burada yakın arkadaşları Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy’la görüştükten sonra(Cemal Paşa ve Kazım Karabekir’in onayı da alınarak) Amasya genelgesini yayınladı. Genelgede şu esaslar yer alıyordu;
  1. Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.
  2. İstanbul Hükümeti üzerine düşen görevi yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi göstermektedir.
  3. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
  4. Ulusun durumunu saptamak ve halkın sesini dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden bir ulusal kurulun varlığı şarttır.
  5. Anadolu’nun güvenli bir yeri olan Sivas’ta bir milli kongre toplanacaktır.
  6. Kongre için her ilden halkın güvenini kazanmış üç temsilci derhal yola çıkmalıdır. Her ihtimale karşı bu ulusal bir sır olarak saklanacak, gerekli görülen yerlerde yolculuk gizli tutulacaktır.
  7. Temsilciler Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak dernekleri ile belediyeler tarafından seçilecektir.
  8. Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır.
  9. Askeri ve milli örgütler hiçbir şekilde dağıtılmayacak, komuta bırakılmayacak ve başkalarına verilmeyecektir.
Amasya Genelgesinin Önemi
  • Bu genelge ulusal egemenliğe dayalı yeni Türk Devleti’nin kurulması yolunda atılan ilk adımdır.
  • Amasya Genelgesi, milli mücadelenin programını teşkil etmektedir.
  • Türk Kurtuluş Savaşının gerekçesi, yöntemi ve amacı ilk kez bu genelgede belirtilmiştir.
  • Kurtuluş Savaşının ihtilal (mücadele) safhası başlamıştır.
  • İlk kez bu genelgede millet egemenliğinden bahsedilmiştir.
  • İlk defa milli bir kuruldan söz edilmiştir.
  • İlk defa İstanbul Hükümetinin görevini yerine getiremediği belirtilmiştir.
  • Türk Milleti’ne, milli egemenliği eline alması konusunda bir çağrı özelliği taşımaktadır.
  • Bu genelge ile Kurtuluş savaşı kişisellikten kurtarılıp millete mal edilmiştir.
  • Sivas’ta bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.
Amasya Genelgesi sonrası İtilaf Devletleri’nin İstanbul Hükümeti’ne baskısıyla Mustafa Kemal İstanbul’a geri çağrıldı. Mustafa Kemal çağrıya uymadı ve görevinden alındı. Mustafa Kemal bu haberi alınca askerlik görevinden de istifa etti (8 Temmuz1919). Böylece Erzurum Kongresine sivil, rütbesiz bir kişi olarak katıldı.

ERZURUM KONGRESİ (23 TEMMUZ- 7 AĞUSTOS 1919)

Doğu Anadolu Bölgesi’nde bir Ermeni Devleti’nin kurulmasını engellemek, Doğu Karadeniz’deki Rum ve Gürcü saldırılarını önlemek amacıyla Doğu Anadolu Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyetitarafından düzenlenen bu kongreyi Kazım Karabekir Paşa’da desteklemiştir.
25’i Erzurum, diğerleri Bitlis, Van, Sivas ve Trabzon’dan olmak üzere toplam 62 delege Erzurum Kongresi’ne iştirak etmiştir. Mustafa Kemal ve Rauf Orbay delege olmadıkları için Erzurum delegelerinden Kazım Yurdalan ve Cevat Dursunoğlu istifa ederek bu ikisine yer açmışlardır. Böylece Mustafa Kemal, Erzurum delegesi olarak kongreye katılmış ve oy çokluğu ile başkan seçilmiştir.
Mustafa Kemal başkanlığında 23 Temmuz 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Erzurum Kongresi milli mücadele açısından çok önemli olan şu kararları almıştır.

    Erzurum Kongresinde Alınan Kararlar:
  1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez.
  2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet birleşerek karşı koyacaktı.
  3. Vatanın bağımsızlığına İstanbul Hükümetinin gücü yetmezse, geçici bir hükümet kurulacak, bu hükümetin üyelerini milli kongre seçecektir. Kongre toplanmış değilse bu seçimi Temsilciler Kurulu yapacaktır.
  4. Kuva-yı Milliye’yi etkin ve Milli iradeyi hâkim kılmak esastır.
  5. İçimizdeki Hıristiyan azınlıklara siyasi hâkimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak haklar verilemez.
  6. Manda ve himaye kabul edilemez.
  7. Milli meclis derhal toplanmalı, hükümetin çalışmaları meclis denetimine verilmelidir.
  8. Milletimiz insani ve asri gayeleri tebcil, sınaî ve iktisadi hal ve ihtiyacımızı takdir eder.
    Erzurum Kongresinin Önemi:
  • Erzurum Kongresi toplanma yönüyle bölgesel, aldığı kararlar yönünden ulusaldır.
  • İlk defa milli sınırlar belirtilerek vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı bu kongrede ilan edildi.
  • İlk kez azınlıklara ayrıcalıklı haklar verilmeyeceği bu kongrede belirtilmiştir.
  • İlk defa manda fikrine karşı çıkılmıştır.
  • Cumhuriyet rejiminin ilk kıvılcımları burada belirmiştir.
  • Milletimiz insani ve asri gayeleri tebcil eder cümlesiyle Atatürk inkılâplarının ilk kıvılcımları Erzurum Kongresi’nde parıldamıştır.
  • Mustafa Kemal 9 kişilik Temsil Kurulu oluşturarak, mücadeleyi millete mal etmiştir.
  • Temsil Heyeti’ne gerektiğinde hükümet olarak iş görme yetkisi verilmiştir.
  • Aldığı kararlar Sivas Kongresi ve Misak-ı Milli kararlarının biçimlenmesinde etkili olmuştur.
 SİVAS KONGRESİ (4–11 EYLÜL 1919)

Sivas Kongresi Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine toplandı. Bu çağrı Amasya Genelgesinde yayımlanmıştı.
İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi’ni engellemek amacıyla Elazığ Valisi Ali Galip’e görev verdi. Ayrıca İtilaf Devletleri kongre toplandığı takdirde Sivas’ın işgal edileceği tehdidinde bulundular.
Mustafa Kemal milletin gücüne güvenerek bu tehditlerin hiçbirine aldırmadı.
Sivas Kongresi, Anadolu’dan gelen 31 delege ve Erzurum’da seçilen 7 kişilik temsil kurulunun katılımıyla 4 Eylül 1919’da toplandı ve çalışmalarına başladı. Önce başkanlık seçimi yapıldı. Büyük bir çoğunluğun oyu ile Mustafa Kemal kongre başkanı seçildi.
Kongreye katılanların ittihatçılıkla suçlandığı belirtilerek kongrenin, hiçbir partiyle ilişkisinin olmadığının açıklanması için delegelere yemin ettirilerek milli mücadelenin hiçbir siyasi parti adına yapılmadığı, tamamen milleti ve memleketi kurtarma amacına yönelik bir hareket olduğu belirtilmiştir.

    Sivas Kongresi’nde Alınan Kararlar:
  1. Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür, birbirinden ayrılamaz.
  2. Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.
  3. İstanbul Hükümeti, harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.
  4. Kuva-yı milliyeyi amil ve irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır.
  5. Azınlıklara vatandaşlık hakkı tanınacağından siyasi ve sosyal düzenimizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
  6. Manda ve himaye kabul olunamaz.
  7. Milli iradeyi temsil etmek üzere Meclis-i Mebusan’ın derhal toplanması mecburidir.
  8. Aynı gaye ile milli vicdandan doğan cemiyetler ”Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirilmiştir.
  9. Devletin bağımsızlığına dokunulmamak kaydıyla dış ülkelerin ekonomik, siyasal destek ve teknik yardımları kabul edilecektir.
  10. Mukaddes maksadı ve umumi teşkilatı idare için kongre tarafından bir Heyet-i Temsiliye seçilmiştir.
   Sivas Kongresi’nin Önemi:
  • Toplanma şekli ve aldığı kararlar bakımından ulusal bir kongredir.
  • Bütün yararlı cemiyetler birleştirilerek kuvvetlerin tek merkezden aynı amaç doğrultusuna yönlendirilmesi sağlanmış oldu.
  • Türk Milleti’nin bağımsızlık ve özgürlüğünden vazgeçmeyeceği İstanbul Hükümeti’ne ve tüm dünyaya duyuruldu.
  • Manda ve himaye fikri kesin olarak reddedildi.
  • Yeni meclis ve devlet kuruluncaya kadar Anadolu’daki kuruluş mücadelesini başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı Temsil Heyeti üslendi.
  • Temsil Heyetinin çalışmalarını tüm yurda duyurmak amacıyla İrade-i Milliye gazetesi çıkarıldı.
  • Bu kongre sonunda Batı Cephesi komutanlığına Ali Fuat Cebesoy atandı (Bu durum Temsil Heyeti’nin hükümet gibi çalıştığının, yani yürütme gücünü kullandığının kanıtıdır).
Not: Bu kongrelerin dışında 26–30 Temmuz 1919 tarihinde Balıkesir Kongresi ve 16–25 Ağustos 1919 tarihinde Alaşehir Kongresi düzenlenmiştir. Bölgesel amaçlarla toplanan bu kongrelerin sonucunda Yunanlılara karşı Batı Cephesi oluşturulmuştur. Bu iki kongrenin en büyük eksikliği Mustafa Kemal gibi bir liderin bu kongrelerde bulunmamasıdır.

Tepkiler:

İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu’da başlayan Ulusal Kurtuluş hareketini isyancı ve kanunsuz bir kuruluş olarak değerlendiriyordu. Sivas Kongresi’nin başarılı geçmesi üzerine Padişah’a milletin Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya güveni kalmadığını bildiren telgraflar çekildi. Sadrazam bunların padişaha ulaşmasını engelleyince Mustafa Kemal Paşa da Sivas Kongresi adına İstanbul’la her türlü posta-telgraf haberleşmesinin kesilmesini bildirdi (12 Eylül 1919). Bunun üzerine 30 Eylül 1919’da Damat Ferit istifa etti. Sadrazamlığa Ali Rıza Paşa getirildi (2 Ekim 1919).

Not:
 Damat Ferit Paşa’nın istifa ettirilmiş olması, Temsil Heyeti’nin ve Mustafa Kemal Paşa’nın hem itilaf Devletlerine hem de İstanbul Hükümeti’ne karşı kazandığı ilk siyasi zaferdir.

AMASYA GÖRÜŞMELERİ   (20–22 EKİM 1919)

Yeni kurulan Ali Rıza Paşa Hükümeti, Anadolu’daki harekete olumlu bakıyordu. Bu yüzden Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı Amasya’ya göndererek Temsil Heyeti ile görüşmeler yapmasını istedi.
Tarihimize Amasya Görüşmeleri olarak geçen bu buluşmaya Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey, İstanbul Hükümeti adına da Bahriye Nazırı Salih Paşa katıldı.

Amasya Görüşmelerinde Şu Konularda Anlaşma Sağlandı;
  1. İstanbul Hükümeti, vatanın bütünlüğüne ve milletin bağımsızlığına ters düşen anlaşmalar yapmayacaktı.
  2. İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararları ile temsil heyetinin varlığını kabul edecekti.
  3. İtilaf Devletleriyle yapılacak barış görüşmelerine temsil heyetinin uygun göreceği kişiler de gönderilecekti.
  4. Mebuslar Meclisi Anadolu’da, güvenli bir yerde toplanacaktı.
  5. Müslüman olmayan azınlıklara devletin birliğini bozacak ayrıcalıklar tanınmayacaktı.
Amasya Görüşmelerinin Önemi:
  • İstanbul Hükümeti Amasya Görüşmelerini yapmakla temsil heyetinin hem varlığını hem de gücünü tanımış oldu.
  • Böylece Anadolu İstanbul’a bağlı olmaktan çıkıp, İstanbul Anadolu’ya bağlı hale geldi. Böylece Anadolu İhtilali hukuki bir zemine kavuşmuş oldu.
  • Bu görüşmelerden sonra milli mücadeleye katılımlar arttı.
  •  İtilaf Devletleri, isteklerini yalnız İstanbul Hükümeti’ne kabul ettirmekle amaçlarına ulaşamayacaklarını gördüler.
Not: İstanbul Hükümeti Meclis-i Mebusan’ın açılması dışındaki kararları otoritesine ters düşmesi nedeniyle kabul etmemiştir.

Temsil Heyetinin Ankara’ya Gelmesi    (27 Aralık 1919)
 Mustafa Kemal İstanbul’da açılacak Mebusan Meclisinin çalışmalarını yakından takip etmek amacıyla Temsil Heyetini Ankara’ya almıştır (27 Aralık 1919).  Mustafa Kemal, Mebusan Meclisi’nin çalışmalarını izlemek amacıyla Ankara’yı merkez seçmişti. Bunun nedenlerini de şöyle sıralayabiliriz;
  • Ankara’nın Anadolu’nun ortasında ve işgal edilmemiş olması.
  • İstanbul’daki gelişmeleri daha yakından takip etme imkânına sahip olması.
  • Asıl savaşın gerçekleşeceği Batı Cephesi’ne yakın olması.
  • Demiryolu ulaşımı ve haberleşme yönünden elverişli olması
  • Düşman tehlikesinden uzaklığı açısından güvenli bir konumda olması.
 SON OSMANLI MEBUSAN MECLİSİNİN TOPLANMASI VE MİSAK-I MİLLİ’NİN İLANI

Mustafa Kemal, düşman tehdidi altında bulunan İstanbul’da toplanacak olan meclisin rahat çalışamayacağını biliyordu. Bu nedenle meclisin Anadolu’nun güvenli bir ilinde toplanmasını istedi. Ancak bu görüşünü kabul ettiremedi.
Mustafa Kemal Erzurum Mebusu olmasına rağmen İstanbul’daki bu toplantıya can güvenliğinden dolayı katılamamıştır.
Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplandı. Mustafa Kemal’e ve milli davaya bağlı milletvekilleri Felah-ı Vatan (Vatanın Kurtuluşu) grubunu kurdular.
Bu grup daha önce Mustafa Kemal’le yapılan program doğrultusunda, Misak-ı Milli’yi hazırladı. Misak-ı Milli’de(Milli ant) Mebusan Meclisi tarafından kabul edildi (28 Ocak 1920). Bu kararlar daha sonra 17 Şubat 1920 yılında ilan edildi.

    Misak-ı Milli’ye göre;
  1. Osmanlı Devleti’nin 30 Ekim 1918 tarihli mütareke imzaladığı tarihte düşman ordularının işgali altında bulunan Arap memleketlerinin durumunun, halkın serbestçe verecekleri oya göre belirlenmesi gereklidir. Bu mütareke hududu içinde Türk ve İslam çoğunluğu bulunan kısımların tümü, hiçbir şekilde ayrılık kabul etmez bir bütündür.
  2. Halkı, ilk serbest kaldıkları zamanda, kendi oylarıyla anayurda katılmış olan Evliye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum) için gerektiğinde yeniden halkoyuna başvurulması kabul edilecektir.
  3. Batı Trakya’nın hukuki durumu da, halkının tam bir özgürlük içinde açıklayacakları oylarıyla belirlenmelidir.
  4. Hilafet ve Saltanatın Hükümet merkezi olan İstanbul kentiyle, Marmara Denizi’nin güvenliği, her türlü tehlikeden uzak olmalıdır. Bu temel ilkeye dayalı olmak üzere, Akdeniz ve Karadeniz Boğazlarının dünya ticaret ve ulaşımına açılması konusunda bizimle öteki bütün ilgili devletlerin birlikte verecekleri karar geçerlidir.
  5. İtilaf devletleriyle düşmanları ve bazı ortakları arasında yapılan antlaşmalara uygun olarak, azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki Müslüman halkın aynı haktan yararlanmaları şartıyla tarafımızdan kabul ve temin edilecektir.
  6. Kendi milli ve iktisadi gelişmemizi sağlayabilmemiz için, her devlet gibi bağımsızlık ve tam serbestlik kazanmamız, varlığımızın temelidir. Bu nedenle siyasi, adli, mali gelişmemize engel olan sınırlamalara (kapitülasyonlara) karşıyız. Borçlarımızın ödenmesi de bu ilkeye uygun olacaktır.
Misak-ı Milli’nin Sonuçları:
  • Misak- ı Milli’de yer alan ilkeler Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararlara dayanıyordu. Mustafa Kemal böylece düşüncelerini Osmanlı parlamentosuna da kabul ettirmiş oluyordu.
  • Misak-ı Milli ile bölünmez Türk yurdunun sınırları çizilmiş, Kurtuluş Savaşının ilkeleri belirlenmiş oldu.
  • Misak-ı Milli kararları, Kuva-yı Milliye hareketinin köklü, kalıcı bir direniş olduğunu ortaya koymuş ve Milli Mücadele’ye yeni taraftarlar kazandırmıştır.
  • Misak-ı Milli’nin kabul edilmesiyle, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki Anadolu Hareketinin haklı olduğu Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmiştir.
  • Misak-ı Milli, milli mücadelenin siyasi programıdır. Bu program milletin temsilcileri tarafından kabul edilmiştir.
  • Türk milletinin kabul edebileceği barış şartları belirtilmiştir.
 İSTANBUL’UN İŞGALİ (16 MART 1920)

İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra İstanbul’a gönderdikleri kuvvetlerle şehri kontrol altında tutmaya başlamışlardı. Padişah ve hükümetin bütün faaliyetlerini yakından takip ediyorlardı. Onlar Mebusan Meclisinin açılmasına karşı çıkmadılar. Hatta meclis toplanınca Anadolu’daki milli hareketin etkisini kaybedeceğini ümit ediyorlardı. Mebusan Meclisi Misak-ı Milli’yi kabul edince ümitleri tamamen boşa çıktı. Baskıların artması üzerine Ali Rıza Paşa Hükümeti daha fazla dayanamayarak istifa etti(3 Mart 1920).
8 Mart 1920’de Salih Paşa Hükümeti kuruldu. Salih Paşa Hükümetine baskı yapan İtilaf Devletleri, yapılan tüm baskıların sonuç vermediğini görünce 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ettiler.  20 Mart’ta Mebusan Meclisi’ni bastılar. Mecliste bulunan milletvekillerini tutuklayarak Malta Adası’na sürdüler. Böylece Mebusan Meclisi fiilen kapanmış oldu. Padişah Vahdettin 11 Nisan 1920’de Meclisi Mebusan’nın hukuki varlığına son verdi.
İtilaf Devletleri haberleşme araçlarına el koyarak hükümet dairelerini işgal ettiler. Telgraf memuru Manastırlı Hamdi Bey işgali anında Ankara’da bulunan Mustafa Kemal’e bildirerek durumdan haberdar etti.
İtilaf Devletlerinin baskısı sonucunda Salih Paşa Hükümeti 2 Nisan 1920’de istifa etmek zorunda kaldı. 5 Nisan 1920 tarihinde yeni hükümeti kurma görevi Damat Ferit Paşa’ya verildi.

İstanbul’un İşgalinin Sonuçları:
Mustafa Kemal işgali haber alır almaz;
  • İstanbul ile telgraf ve telefon görüşmeleri kesilmiştir.
  • İstanbul’daki tutuklamalara karşılık, Anadolu’daki İtilaf Devletleri subayları tutuklanmıştır.
  • İtilaf devletlerinin Anadolu’ya asker ve malzeme sevkıyatını engellemek amacıyla Geyve ve Ulukışla demiryollarının tahrip edilmiştir.
  • Anadolu’da bulunan resmi ya da özel bütün mali kuruluşların para ya da kıymetli eşyaları tespit edilerek, bunların İstanbul’a gönderilmesi yasaklanmıştır
Önemi:
  • İstanbul’un işgali Mustafa Kemal’in ne kadar ileri görüşlü olduğunu gösterir.
  • İstanbul’un işgali Ankara’da yeni bir meclisin kurulmasına olanak sağlamıştır.
  • İtilaf Devletleri’nin İstanbul’u işgal etmeleri Mustafa Kemal’e ulusal mücadeleyi padişah adına da yürütme imkânı vermiştir.
  • Kaçabilen birçok mebus, aydın komutan ve gazeteci Anadolu’ya geçti.
Not: Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan I. TBMM’nin açılmasına kadar geçen döneme Kongreler Dönemi denir. Bu dönemin en önemli özelliği milli güçleri birleştirmek, mücadeleyi halka mal etmekti.
SON DAKİKA HABERLERİ


 

Facebook beğen
 
Reklam
 
TARİHTE BUGÜN
 

Tarihte Bugün v.5.0
 
Bugün 43 ziyaretçi (111 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=