YGS-LYS-KPSS TARİH DERS NOTLARI VE SORULARI
   
 
  İlkçağ Uygarlıkları
 
ESKİ ÇAĞLARDA TÜRKİYE VE ÇEVRESİ
 
     M.Ö. 4. yüzyıldan beri “Güneşin Doğduğu Yer” adını taşıyan Anadolu, Asya ile Avrupa arasında uzanmış bir köprü gibidir. Anadolu, iklimi ve verimli toprakları sayesinde hep önemli bir cazibe merkezi olmuş ve tarih boyunca pek çok medeniyete beşiklik yapmıştır. Anadolu eski taş döneminden günümüze kadar çeşitli insan topluluklarına beşiklik etmiştir.
     Henüz yazının bilinmediği döneme “tarih öncesi çağlar” (prehistorik), yazı bulunduktan sonraki döneme de “tarih çağları” (historik) denir.
 
 
T  A  R  İ  H      Ö  N  C  E  S  İ       D  E  V  İ  R   L   E   R
 
T  A  Ş      D  E  V  R  İ      //   M A D E N   D E V R İ
Kaba taş/Yontma taş/Cilalı taş //    Bakır / Tunç / Demir
 
T   A   R   İ    H               D   E   V   İ    R   L   E   R   İ
 
İLKÇAĞ              / ORTAÇAĞ  / YENİÇAĞ   /   YAKINÇAĞ
MÖ 3500-MS 375  375-1453     1453-1789    1789 - -------
 
     Tarih öncesi çağlar, “Taş Devri ve Maden Devri” olmak üzere iki bölüme ayrılır.
 
     1- TAŞ DEVRİ
 
     Bu dönem üç bölüme ayrılarak incelenmektedir.
 
     a) Eski Taş (Paleolitik) Devri (M.Ö.600.000–10.000) : İnsanlık tarihinin en uzun dönemini kapsamaktadır. Anadolu’da bu döneme ait en önemli merkezler; Antalya çevresindeki Karain, Beldibi ve Belbaşı mağaralarıdır.
 
     Bu dönemin genel özellikleri şunlardır:
  • İnsanoğlunun en uzun dönemidir, buzul çağı yaşanmıştır.
  • İnsanlar mağaralarda ve ağaç kovuklarında yaşamışlardır
  • İnsanlar avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sağlamışlardır.
  • Alet yapımı yoktur, sivri cisimler kullanılmıştır.
    b) Orta Taş (Mezolitik) Devri M.Ö.10.000–8.000): Anadolu’da bu döneme ait önemli merkezler; Antalya çevresinde Beldibi, Göller Bölgesinde Baradiz, Ankara çevresinde Macunçay ve Samsun yakınındaki Tekkeköy’dür.
 
     Bu dönemin genel özellikleri şunlardır:
  • Bu dönemde ilkel aletler yapılmıştır.
  • İnsanlar bu dönemde halen mağaralarda ve ağaç kovuklarında yaşamışlardır.
  • Mağaralara hayvan resimleri çizmişlerdir.
  • Bu devrin sonlarına doğru ateş bulunmuştur.
     c) Yeni Taş (Cilalı Taş-Neolitik) Devri (M.Ö.8.000–5.500):Anadolu’da bu döneme ait önemli merkezler; Diyarbakır Çayönü (Burada gelişmiş bir köy yerleşmesi oluşmuştur, aynı zamanda ilk üretim yeri olarak ta kabul edilmektedir), Konya Çatalhöyük (İlk kent yerleşmesinin görüldüğü yerdir), Gaziantep Sakçagözü’dür.
 
     Bu dönemin genel özellikleri şunlardır:
  • Bu dönemde tarım başlamış ve insanlar üretime geçmiştir.
  • Yerleşik yaşam başlamış ve ilk köyler kurulmuştur.
  • Hayvanlar evcilleştirilmiştir.
  • Seramik yapımı başlamıştır.
  • Menhir, Dolmen ve Tümülüs gibi mezar tepecikleri yapılmıştır.
  • Bitki liflerinden elbiseler yapılmıştır.
 2-      KALKOLİTİK (TAŞ-BAKIR) DEVRİ(M.Ö.5.500-2.500)
 
     Taş devrinin sonlarına doğru maden keşfedilmiştir. İlk kullanılan maden bakır olmuştur. Bu dönemde insanlar tabiatüstü varlıklara inanmaya başlamışlar ve böylece dini düşünce gelişmiştir. Anadolu’da bu döneme ait önemli yerleşim merkezleri; Burdur Hacılar, Çanakkale Truva (Megaron denilen ev yapılarına burada rastlanılmaktadır), Yozgat Alişar, Denizli Beycesultan, Van Tilkitepe ve Çorum Alacahöyük’tür.
Bu dönemin genel özellikleri şunlardır:
  • Bakır eritilerek alet yapımına başlandı.
  • İlk kasabalar kuruldu.
  • Tarım, hayvancılık ve üretim gelişti.
  • İlk medeniyetler ortaya çıktı.
    3- TUNÇ DEVRİ (M.Ö.2.500-1.200)
 
     Tunç Devri, Anadolu’da Asur kolonileri dönemini kapsamaktadır. Bu dönemde, Asurlu tüccarlar tarafından yazı Anadolu’ya getirilmiş ve Anadolu’da tarih devirleri başlamıştır(M.Ö.2.000–1.800). Anadolu’da ilk yazılı belgeler Kayseri yakınlarında Kültepe’de bulunmuştur. Bu tabletler çivi yazısıyla yazılmıştır. Anadolu’da Tunç Devri üç bölüme ayrılmaktadır:
 
     a)   Eski Tunç Devri (M.Ö.2.500–2.000)
     b)   Orta Tunç Devri (M.Ö.2.000–1.500)
     c)    Yeni Tunç Devri (M.Ö.1.500–1.200)
Bu dönemin genel özellikleri şunlardır:
  • Madencilik gelişti, bakır ve kalay karıştırılarak daha sağlam madeni eşyalar yapıldı.
  • Tekerlek keşfedildi.
  • Büyük ölçüde ticaret gelişti ve üretim arttı.
  • Site adı verilen şehir devletleri kuruldu.
     Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yapılan kazı ve incelemeler, Anadolu’nun Tarih Öncesi Devirlerde ileri bir medeniyete sahip olduğunu ortaya koymuştur. M.Ö. 3.000’de Anadolu’da “Hattiler” tarafından gelişmiş bir kültür ortaya konmuş ve bu kültüre “Hatti Kültürü” denmiştir. Hattiler, Hititlerden önce Anadolu’da ilk siyasal birliği kurarak ve parlak bir kültür meydana getirerek Hititlere öncülük etmiştir.
 
Megaron : Ortasında bir ocak bulunan ve genellikle dikdörtgen odalardan oluşan yapı tipi.
Höyük : Tarih boyunca çeşitli sebeplerle yıkılan yerleşim bölgelerinde, yıkıntıların üst üste birikmesiyle meydana gelen kalıntıların bulunduğu yayvan tepecik.
Tablet : Eski Ön Asya uygarlıklarında, üzerine kazı kalemiyle yapılmış resim, yazı yada çizimler bulunan küçük levha.

TARİH ÖNCESİ DEVİRLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ
  1. Tarih öncesi devirler kesin sınırlarla birbirinden ayrılamazlar.
  2. Tarih öncesi devirler her yerde aynı zamanda aynı sıra ile yaşanmaz.
  3. Tarih öncesi devirler kullanılan araç ve gereçlere göre isimlendirilmişlerdir.
  4. Tarih öncesi dönemde önemli gelişmeler çok azdır.
  5. Tarih öncesi dönemlere karanlık devirler de denir.
  6. Her toplum bütün devirleri sırasıyla yaşamamıştır.
  7. İnsanların ihtiyaçları icadları ortaya çıkarmıştır.
Not :Tarih öncesi devirler, Sümerlerin yazıyı bulmasıyla (M.Ö. 4000-3000 yılları arasında) sona ermiş ve Tarih Çağları başlamıştır.
 
TARİH ÇAĞLARI
 
  1. İlkçağ (M.Ö. 3500-M.S. 375) Bu dönemin genel özellikleri; köleci toplum sistemi, şehir devletlerinin bulunması ve çok tanrılı din anlayışı ile Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi tek tanrılı dinlerin olması.
  2. Ortaçağ ( 375–1453) Bu dönemin genel özellikleri; Avrupa’da feodalite rejiminin olması, İslamiyet ve Hıristiyanlığın yaygın dinler olması.
  3. Yeniçağ (1453–1789) Bu dönemin genel özellikleri; Mutlak krallıkların kurulması, Rönesans, reform ve coğrafi keşiflerin yapılması.
  4. Yakınçağ (1789- ?) Bu dönemin genel özellikleri; Milli devletler ve cumhuriyetlerin kurulması, sanayi inkılâbının gerçekleşmesi ve dünya savaşlarının meydana gelmesi.
Not :İnsanlık tarihi için önemli olaylar, tarih çağlarının başlangıcı kabul edilmiştir.
 
M.Ö.II. BİNDEN M.Ö. 6. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE
            
HİTİTLER (ETİLER)
 
     Anadolu uygarlığı içinde önemli bir yere sahip olan Hititler, Kafkaslar üzerinden Orta Anadolu’ya gelerek yerleşmişlerdir. Hititler, M.Ö. 1.800 yıllarında Hattuşaş (Boğazköy) merkez olmak üzere devletlerini kurmuşlardır. Hititlerin tarihleri Eski Devlet, Yeni Devlet ve Geç Hitit Şehir Devletleri olmak üzere üç bölüme ayrılmaktadır. Anadolu’da önce küçük şehir devletleri kuran Hititler daha sonra bunları birleştirerek tek bir idare altında toplamışlardır. Böylece Hititler Anadolu’da merkezi devlet kuran ilk toplum olmuşlardır. Bu devletin bilinen ilk hükümdarı I. Hattuşili (Labarna)’dir. Hititler, M.Ö.1296 yılında Kuzey Suriye’nin egemenliği için Mısırlılarla Kadeş Savaşlarını yapmıştır. 16 yıl süren bu savaşlarda her iki tarafta birbirine üstünlük sağlayamamış, başlayan Asur tehlikesi nedeniyle, tarihte bilinen ilk yazılı antlaşma olan “Kadeş Antlaşmasını” imzalamak zorunda kalmışlardır. (M.Ö.1280). Bu antlaşma ile kuzey Suriye’nin hâkimiyeti Hititlere geçmiştir. Hitit devleti, M.Ö. 1200 yıllarında batıdan gelen “Deniz Kavimleri Göçü” sonunda yıkılmıştır. Hititlerden bir kısmı Güneydoğu Anadolu’ya çekilerek burada şehir devletleri halinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Asurlar M.Ö.700 yılında bu şehir devletlerine son vermişlerdir.
 
  • Anadolu medeniyetinin temelini atarak diğer uygarlıklara öncülük etmişlerdir.
  • Hitit Devletinin başında “Büyük Kral” unvanını taşıyan bir hükümdar bulunuyordu. Kral aynı zamanda başkomutan, başyargıç ve başrahipti. Kralın yanında “Pankuş” denilen bir tür asiller meclisi de yönetimde söz sahibiydi. Kraldan sonra devlet yönetiminde en yetkili kişi “Tavananna” denilen kraliçeydi.
  • Hititlerin dini çok tanrılı idi. Hititler döneminde Anadolu, “Bin Tanrı İli” olarak tanımlanmıştır.
  • Hititlerde toplum, Yöneticiler (Soylular), Rahipler, Hürler, Namralar (Hürlerle köleler arasındaki sınıf) ve Kölelerden oluşmaktaydı.
  • Hitit ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktaydı. Anadolu’da tımar sistemini ilk kez Hititler uygulamışlardır.
  • Hititler kilden yapılmış tabletler üzerinde Mezopotamya’dan aldıkları çivi yazısını, taş anıtlar üzerinde ise genellikle kendilerinin buldukları hiyeroglif (Resimli Yazı) yazıyı kullanmışlardır.
  • Hititler tarih yazıcılığına büyük önem vermişlerdir. Tarihi olaylar her yıl kaydedilerek “Anallar (Yıllıklar)” meydana getirilmiştir (Bu, objektif tarih yazıcılığının başlangıcı olarak kabul edilmektedir).
  • Hitit hukuku, dini anlayışla ilgiliydi. Güneş tanrıçası Arinna adaletin koruyucusu sayılırdı.
  • Hititlerde heykelcilik ve kabartmacılık gelişen başlıca sanatlar olmuştur. Hitit kabartma sanatının en önemli eserleri, “Yazılıkaya ve İvriz” kabartmalarıdır.
 FRİGLER
 
     Hititlerin yıkılmasına yol açan göçler sırasında Anadolu’ya gelmişlerdir. M.Ö. 750 yılında İç Anadolu Bölgesinde başkenti Gordion olan devletlerini kurmuşlardır. Lidyalılar ve Asurlular ile ticari ilişkilerde bulunmuşlardır. Kimmerler M.Ö. 676 yılında bu devlete son vermişlerdir.
  • Frigler krallıkla yönetilmişlerdir. Frig kralları genellikle “Gordios ve Midas” unvanları ile anılmışlardır.
  • Frigler ziraatçı bir toplum olduklarından dini inanışlarında da bunun etkisi görülmektedir. En büyük tanrıları, toprak ve bereket tanrıçası “Kibele”dir.
  • Frigya’da ekonominin temeli tarım ve hayvancılığa dayanıyordu. Bu yüzden Frig kralları tarımı korumak için ağır kanunlar koymuşlardır (Öküzünü kesen ve sabanını kıran kişi, en ağır ceza olan ölüm cezasıyla cezalandırılmıştır).
  • Fenike alfabesini kullanmışlardır.
 LİDYALILAR
    
     Lidya, bugünkü Gediz ve Küçük Menderes nehirleri arasında kalan bölgenin İlk Çağ’daki adıdır. Hitit ve Frig egemenliği altında yaşayan Lidyalılar M.Ö. 687 yılında Kral Giges zamanında bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Başkentleri Sardes (Sard) şehriydi. M.Ö. 546 yılında Persler bu devlete son vermişlerdir. 
  • Lidyalılar krallıkla yönetilmişlerdir.
  • Lidyalılar Kibele, Artemis, Zeus ve Apollo gibi Yunan tanrılarına tapmışlardır.
  • Ticarete Büyük önem vermişlerdir. Bu amaçla, Efes’ten başlayarak Mezopotamya’ya kadar uzanan ünlü “Kral Yolu”nu yapmışlardır.
  • M.Ö. 700’lerde İlk parayı bularak ticaretin gelişmesine büyük katkı sağlamışlardır.
  • Fenike Alfabesini kullanmışlardır.
  • Dokumacılık,, çömlekçilik, dericilik ve madencilikte oldukça ilerlemişlerdir.
 İYONYALILAR
    
     İyonya, İzmir ile Büyük Menderes nehri arasında kalan kıyı bölgesinin adıdır. M.Ö. 12. yüzyılda, Yunanistan’da yaşayan Akaların bir kısmı, koloniler kurmak amacıyla bu bölgeye gelerek Milet, Efes, Foça ve İzmir gibi şehir devletleri kurmuşlardır. İyonlar kısa bir zamanda zenginleşerek ileri bir uygarlık meydana getirmişlerdir. M.Ö. 7. yüzyılda Lidyalıların egemenliğine giren İyonyalılar, daha sonra Pers İmparatorluğuna bağlanmışlardır. 
  • Bağımsız şehir devletleri şeklinde yönetilmişlerdir.
  • İyonlarda çok tanrılı bir inanış söz konusuydu. Tanrılarını insan şeklinde düşünmüşlerdir.
  • İyonlar denizci bir millet olup, Akdeniz, Ege ve Karadeniz kıyılarında birçok ticaret kolonileri kurmuşlardır.
  • Fenike Alfabesi’ni kullanarak batıya aktarılmasını sağlamışlardır.
  • Medeniyet alanında ileri giderek, özgür düşüncenin ve pozitif ilimlerin öncüsü olmuşlardır. Felsefe, matematik ve tıp bilimlerinin temellerinin İyonya’da atıldığı kabul edilmektedir. Thaler (Tales) ve Pythagor (Pisagor), Hipokrat ve tarihin babası sayılan Heredot İyonyalıdır.
  • Mimari oldukça gelişmiş “İyon Nizamı” denilen yeni bir yapı tarzı ortaya çıkmıştır.
  • Yunanistan’ı etkileyen İyon uygarlığı, bir anlamda Avrupa uygarlığının da oluşumunda etkili oldu.
  • İlkçağda Anadolu’da kurulan en gelişmiş kültürdür.
      Koloni : Ülkesinden ayrılıp başka bir ülkeye yerleşmiş insan topluluğu ve bu topluluğun yerleştiği yer.
 
URARTULAR

     M.Ö. 9. yüzyılda Doğu Anadolu’da, Van Gölü çevresinde kurulan Urartu Devleti’nin başkenti Tuşpa (Van) idi. Doğu Anadolu’nun hâkimiyeti konusunda sürekli Asurlularla mücadele etmişlerdir. M.Ö. 600 yıllarında Anadolu’ya giren Medler bu devlete son vermişlerdir.
  • Krallıkla yönetilmişlerdir.
  • Çok tanrılı bir dine sahip olup en büyük tanrıları savaş tanrısı olan “Haldi”dir.
  • Hayvancılık, ziraat, taş ve maden işlemeciliği yapmışlardır.
  • Asurlardan aldıkları çivi yazısını ve hiyeroglif yazısını kullanmışlardır.
Not : Anadolu’da yaşayan toplumlar fazla dindar olmadıkları için, rahipler Mısır’daki gibi nüfuz kazanamamışlardır.
 
M.Ö. 6. YÜZYILDAN M.S. 11. YÜZYILA KADAR TÜRKİYE
 
     Anadolu, M.Ö. 6. yüzyıldan M.S. 11. yüzyıla kadar Persler, İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının hâkimiyeti altında kalmıştır.
   
PERSLER DÖNEMİ
 
     M.Ö. 550 yılında büyük bir imparatorluk kurarak kısa zamanda sınırlarını genişletmişlerdir. M.Ö. 6. yüzyılda, hemen hemen bütün Anadolu Perslerin egemenliği altına girmiştir. Persler Anadolu’yu Satraplık (Eyalet)’lara ayırarak valiler tarafından yönetmişlerdir. Persler Anadolu’da siyasi istikrarı sağlayarak ticaretin gelişmesini sağlamışlardır. Persler kültürel bakımdan Anadolu’da fazla etkili olamamışlardır. Anadolu’daki Pers egemenliğine Büyük İskender son vermiştir.
 
İSKENDER İMPARATORLUĞU DÖNEMİ
 
     M.Ö. 7. yüzyılda Yunanistan’ın kuzeyinde kurulan Makedonya Devleti Büyük İskender yönetiminde, yaptıkları savaşlarda Persleri iki kez yenerek Anadolu’ya egemen olmuşlardır(M.Ö 334). Asya seferini sürdüren Büyük İskender; Suriye, Filistin ve Mısır’ı ele geçirerek Hindistan’a ulaşmıştır. Geri dönüşünde Babil’de ölmüştür (M.Ö. 323). İskender’in ölümünden sonra imparatorluk parçalanmıştır.
     Büyük İskender’in Asya Seferi sırasında Yunan (Batı) Medeniyeti ile doğu medeniyeti birbirini etkilemiştir. Bu karşılıklı etkilenme sonucu ortaya çıkan medeniyete “Hellenistik Medeniyet” denir. Hellenistik medeniyet döneminde matematik, tıp, astronomi ve felsefede büyük gelişmeler olmuş, Antakya ve İskenderiye önemli bilim ve kültür merkezleri haline gelmiştir.
     Büyük İskender’in ölümünden sonra bu imparatorluk uç krallığa ayrılmıştır. Bu krallıklar:
     a)  Makedonya’da Antigonitler Krallığı.
     b) Mısır’da Ptolemeler Krallığı
     c)  Trakya ve Batı Anadolu’dan Hindistan’a kadar uzanan topraklarda da Selevkoslar Krallığı (M.Ö. 321–64).
     M.Ö. 280’de Selevkos’un ölümünden sonra Anadolu’da yeni krallıklar ortaya çıkmıştır. Bunlar; Kuzeybatı Anadolu’da Bitinya, Karadeniz’in güney kıyılarında Pontus, Orta Anadolu’da Kapadokya ve Batı Anadolu’da Bergama Krallıklarıdır.
     Bunların en önemlisi Bergama Krallığı’dır. Bergama Krallığı döneminde saray, tapınak ve tiyatro yapımına önem verilmiştir. Bunlardan en önemlisi “Zeus Tapınağı”dır.
     M.Ö. 133’te Bergama Krallığı’na son veren Romalılar, uzun savaşlardan sonra Anadolu’ya egemen olmuşlardır.
 
 ROMA İMPARATORLUĞU
 
     Romalıların anavatanı İtalya yarımadasıdır. Roma İmparatorluğu’na ismini veren Roma şehri Latinler tarafından kurulmuştur (M.Ö. 753).
  • Önce krallık, sonra cumhuriyet ve en son olarak imparatorluk ile yönetilmişlerdir.
  • İlkçağ’ın en büyük ve güçlü köleci devletidir.
  • Soylular ve halk (Patrici-Plep) arasındaki mücadeleler sonucu “Oniki Levha kanunları” hazırlanmıştır ( Oniki Levha Kanunları, günümüz Avrupa hukukunun temelini oluşturmaktadır).
  • Önceleri Yunan tanrılarına inanılırken “Milano Fermanıyla” (313) Hıristiyanlığı resmi devlet dini olarak kabul etmişlerdir.
  • Hıristiyanlığı ilk defa resmi din olarak kabul eden ve yayan devlettir.
  • Bugünkü Avrupa medeniyetinin temelini oluşturmuşlardır.
  • Kavimler Göçü sonucunda 395 yılında Batı Roma İmparatorluğu ve Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu adında iki ayrı devlete ayrıldı ( Batı Roma İmparatorluğu 476 tarihinde Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ise 1453 tarihinde yıkılmışlardır).
  • Toplum Patriciler (soylular), Plepler (tarım, ticaret ve sanatla uğraşanlar) ve Köleler olmak üzere üçe ayrılmıştır.
  • Yunanlılardan aldıkları Latin Alfabesi’ni geliştirmişlerdir.
  • İstanbul’da Bozdoğan Kemeri ve Çemberlitaş, Ankara’da Avgustus Tapınağı ve Roma Hamamı ile Antalya’daki Aspendos Tiyatrosu önemli Roma eserlerindendir.
     M.Ö. 133’te Bergama Krallığına son veren Romalılar, yaklaşık yüz yıl kadar devam eden mücadeleler sonucunda Anadolu’nun büyük bir kısmına egemen olmuşlardır.
     Roma İmparatorluğu döneminde Anadolu, bayındır bir hale geldi. Anadolu şehirleri büyüdü ve gelişti. Romalılar şehirlerde stadyumlar, agoralar, tiyatrolar, hamamlar ve büyük kütüphaneler yaptırmışlardır. Bu dönemde Anadolu’nun nüfusu artmış ve ticaret gelişmiştir. Romalılar ihtiyaç duydukları ürünleri Anadolu’dan sağlamışlardır.
 
BİZANS İMPARATORLUĞU
     Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu’nun 395’te ikiye ayrılmasından sonra, merkezi İstanbul olan doğu kısmının adıdır.
     7. yüzyılda Müslümanların akınlarıyla karşılaşan Bizans’ın, Toroslardan Fırat’a doğru uzanan sınır bölgeleri savaş alanı haline gelmiştir. Bunun sonucunda halkın büyük bir kısmı yerlerini terk ederek güvenlikli bölgelere göç etmek zorunda kalmışlardır. 1071 Malazgirt zaferiyle Anadolu kapıları kendilerine açılan Türkler, kısa zamanda Anadolu’nun büyük bir kısmına hakim olmuşlardır. 29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul’u fetheden fatih Sultan Mehmet, Bizans İmparatorluğuna son vermiştir.
     Bizans İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul, Bizans döneminin en önemli kültür ve sanat merkezidir. Bizans döneminden günümüze kalan eserler şunlardır; Ayasofya, Hora Kilisesi (Kariya Camii), Yerebatan Sarayı, İstanbul surları ve su kemerleri.
SON DAKİKA HABERLERİ


 

Facebook beğen
 
Reklam
 
TARİHTE BUGÜN
 

Tarihte Bugün v.5.0
 
Bugün 1 ziyaretçi (13 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=